5 Kasım 2015 Perşembe

KIZLARLA GÜNEY FRANSA.....







Evet yaa bu kızlarla yaptığım her şey bana  iyi geliyor...

Bu kızlarla çıktığım her tatil güzel...
Çünkü iyi  geçiyor.. Çok eğleniyoruz...
Samimiyet var... dostluk var... kardeşlik var...
Her şeyden ötesi BİZ  varız......

Aslında bu tatil 2 senedir yapılacak aklımızda ama benim işlerimin  yoğunluğundan bir türlü uygulama aşamasına gelememişti.
Çok şükür kısmet bu seneyeymiş boşluk bulunca da hemen organize olduk..

Neredeyse tüm Güney Fransa yı gezdik.
Cannes, Monte Carlo, Menton, Eze Village, Antebes
Sanki  bizim buraların havası var..
Otelimiz Monte Carlo da Monte Carlo Bay Oteldi.
İnanılmaz güzel şık ve gösterişli bir oteldi..
Yani tam ruhuma göre görkemliii...
Hatis yapmıştı yapacağını yine.....
Gezmiş olduğumuz Cote d,azur....
Yer yer Abdi İpekçi yer yer Bodrum Yalıkavak tarzında bir yerdi..
Sokaklar şık kadınlar ve  jilet gibi  esmer çok temiz beylerle doluydu.
Toplu taşıma  temiz ve şoförlerin hepsi parfüm kokuluydu..
Zaten ülke parfüm kokuyordu.
Ülkeye  bakıldığında  temizlik, yeşillik ve  bakım hakimdi.....

Bizden 1 hafta önce  çok büyük bir yağış ve sel yaşanmış  tüm elektronik internet ve tren ulaşım sistemi durmuş, metrolarda  su baskınları olmuş ve  buna rağmen ülke tertemiz ve bakımlıydı... Taşmaların kokusunu bastıracak güzel kokular tüm şehri sarmıştı... 

Her şehrin yat limanı kendine has bir stil içerisindeydi.
Toplu taşımalarda basamaklar  dikkatimi çekti. Buradakinin aksine  kaldırıma 1 cm yükseklikteydi ve yaşlılar çok rahat inip biniyordu.  Gece yemeğe giden genç çiftler bile şık kostümler içerisinde araç kullanmayıp otobüsü tercih ediyorlardı.

Ülke baktığınızda son derece güzel bakımlı sokaklar...
Bol yeşil alan ve tabii benim tutkum olan son derece güzel lüks pahalı arabalarla doluydu..
Bana göre MUHTEŞEM di....

Meşhur Monaco Sarayı....
İçi güzel dev tablolarla bezenmiş...
Dıştan sıradan içi muhteşem görkemli bir saray..
Yüksek tavanlar granit desenlerle bezenmiş yer karoları.... 
Yatak odaları çalışma masaları müthiş bir sanat var içeride. ama ne gariptir ki, 
Çok  soğuk, insana yaşanmışlık hissi vermiyordu...
Kendi saraylarımız geldi gözümün önüne insan muhakeme yapmadan edemiyor tabi..

Etkileyen şeyler olmadı mı? Tabi ki oldu...
En çok etkileyen Prens Rainer ve Grace Kelly nin çocukları ile yapılmış dev portresiydi.. Farklıydı;  Rainer ın yüzündekı yumuşak şefkatli ama bir o kadar da sert gücü gösteren bir ifade vardı. Grace Kelly de ise tüm güzel ve zarif görüntüsünün altında yaşantısında eksik kalmış bazı şeyler ve eşliğin , anneliğin vermiş olduğu mutluluk aynı zamanda da  buruk acı ve mağrur bir bakış vardı. 
Portredeki insanların gözlerinde  biz buradayızı ifade eden de bir güç vardı. 
Duruşları, birbirlerine temasları sıcak ama mesafenin vermiş olduğu bir uzaklık söz konusuydu sanki....
En çok bu tablonun önünde kaldım...
Aile söz konusu olunca iki kere düşünmeyi tercih edenlerden biriyim...
Ama tüm Güney Fransa da gördüğüm kadarıyla beni etkileyen tek şehir Monte Carlo idi...

Zenginliğin zarafet ve zeka  ile işlendiği bir şehirdi...

Tatil yapılacak yerlerden biri bence..
Denizin güzelliği muhteşem bakımlı bahçeleri yat limanları ile tam bir Akdeniz ülkesi..
Köyleri şehirleri hepsi ayrı güzellikte idi. 
Her şehirde upuzun sahil şeritleri vardı ve hepsi birbirinden güzeldi ...
Küçük dar sokaklar alışveriş mağazaları,parke taşları ile sanki bizim Safranbolu yu anımsatan  Eze Village... ... Ve o muhteşem yukarıdan bakılan tüm şehre  ait manzara görülmeye değerdi....Krepleri çok meşhurdu..

En güzel sahil şeridi bence Nice de idi... Paten yapan aileler kahve molası vermiş çalışanları ile hareketli yaşayan bir şehir.. En tepede deli bir merdiven eşliğinde muhteşem bir şelale görülmeye değer yerlerinden biriydi..

Tabiiii bir de her yerde pazar olması benı deli mutlu etti....
Çiçek pazarları, peynir pazarları ve dikkatimizi çeken kocaman çok çeşitli  zeytin pazarı harikaydı...

Zamanlama hatası Cannes da çok istememe rağmen kırmızı halıda yürüyemedim. Yerine siyah halıda yürüyebildim. Küçük cafeler her şehirde olduğu gibi burada da çoktu.
Günde 3  türk kahvesi içen ben bir dünya americano içmeye başladım.. 
Garip deli bi lezzet.
İnsanın içtikçe içesi geliyor...
Hele tatlılar muhteşemm...
Öğle yemeyi yemeyen bana bu ikili muhteşem geliyordu...

Antibes te kilise ve  Pıcassonun muzesini gezdik klıseler guzeldi ama diğer  dünya ülkelerindeki gibi  cok ıhtısamlı değildi... Vardıysa da biz görmedik...

Şehrin diğer ucu olan Menton da kaptan Custo nun mezarını gördük. yat limanı manzaralar diğer yerlere göre daha sade... o ihtişam burada çok fazla yoktu..diğer yerlerin sahil şeridi aksine daha kayalıklıydı....

Hayatımda en çok mini trene bindiğim yer, şehirleri daha net görmek ve şehri yakından soluklamak için ha bire tur satın aldık.. 
Bir gece buda bara gittik bir gece kumarhaneye...oralarda yaşadıklarımız super şeylerdi.. Çok güldük eğlendik.

Kızlar iyi ki birlikteyiz...
Sizler iyi ki hayatımdasınız.....
Sizinle her şey güzel ve keyifli.
Seneye Amsterdam da görüşmek üzere....

Sevgi ve Saygılarımla,
Gönül BİRCAN 







2 yorum:

  1. Harika yorumlamışsınız gezi rehberi olarak sizi takip etmek isterim.👍

    YanıtlaSil