10 Mayıs 2020 Pazar

RAMAZAN AYI ŞEFKAT AYIDIR...





Ramazan Ayı ŞEFKAT ayıdır…


Çocukluğumdan beri,
Ramazanlar bizim evimizde/komşularımızda bir başkadır..
Ramazan ayı mahallemde bütün bir yılın şöleniymiş gibi yaşanırdı....
O yüzdendir ki, sekiz yaşından beri oruç tutarım..
Şartlar ve durum ne olursa olsun hiç bırakmadım..
Küçüklüğümden beri yaşanılan o coşkuyu,
Bende oruç tutarak şahlandırıp  hissetmek istedim..
Aile içi  Eş/dost iftar davetleri,
Çocukluğum hep böyle güzel yaşanası bir ortamda geçti..
Artık öyle mi ?
Hayatın içerisinde,
Önceliklerle zamanda kaybolmanın şuursuzluğuyla,
Akşam yemeklerinde bile bir araya gelemiyoruz..
Herkes farklı saatlerde yiyor bazen de atıştırıyor/geçiştiriyor..
İşte yılın sadece bir  ayında herkes önceliklerini değiştirip aile olduğunu hatırlıyor we o masanın etrafında toplanıyor..
Ama artık görüyorum ki, Ramazan’ı yaşayan çok az insan  kaldı..
Bu da biraz içimi acıtıyor..
Ramazan ayı şefkat ayıdır..
Eminim herkesin Ramazan ayında kurulan upuzun kalabalık sofralar, sonrasında yapılan sohbetleri, kılınan namazları, edilen duaları, sahur bereketi üzerine büyüklerden dinlediği bir çok hikayesi vardır.
Çevreme bakıyorum da,
Annelerimiz babalarımız zamanın da sevgi, saygı, hoşgörü varmış..
Şimdilerde bir tutturmuşuz öncelikler öncelikler…
Önceliklerimizin başında ailemiz, eşimiz, dostumuz, çocuklarımız, komşularımız olmalı özellikle biz kendimiz olmalıyız.
Yoksa bu hayatı yaşamanın ne anlamı var ki..
Önce ruhumuzu doyur malıyız ki, kendimizi iyi hisset meliyiz ki, ne yapıyorsak koşacağımız bu maraton da  başarıyı yakalayalım....
Hemen hemen her zaman söyler dururum..
Şükredin diye..
Şükredin ki sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilelim..
Sahip olduğumuz değerler çok büyük..
Tutturduğumuz öncelikler sahip olduğumuz değerleri ıskalatıyor...
Ben eski Ramazanları bize yaşattığı için öncelikle
Anneme;  bizi o masanın etrafında topladığı,
Babama; ağzından dua eksik olmadığı,
En çok da Oğluma; benim yolumda ilerleyip küçük yaşlardan beri oruç tutup, coşkumuza ortak olduğu için
Teşekkür ediyorum..

Allah‘ıma böyle bir aileye sahip olduğum için şükür ediyorum.

Ben kendimi sahip olduklarımla özel hissetmeye çok küçük yaşlarda başlamışım.. Ama bugün farkına varıyorum..


Sewgi we Saygılarımla,
Gönül BİRCAN

16 Nisan 2020 Perşembe

DUBAİ / 2012




 15 YIL SONRA İLK SEYAHAT…

Ewettt geriye gidip anıları tazelemeye dewam..
Çok sewdim ben bu işi…

İnanılmaz keyifli bir gençlik dönemi geçirdim..
Valizim sanki hep  kapının arkasında hazır bekliyordu..
Kızlarla karar verip bugün gibi koordine olurduk
We aklımızdakini gerçekleştirirdik..
En keyif aldığım yaşam şekli..
Doğaçlama, otururken karar al we uygula..
Aslında çok düzenli we programlı biriyim..
Ama bu ani kararlar beni hayata karşı fit we dinamik tutmuştur....
Uzun yıllar bu böyle dewam etti..
Sonra galiba sıkıldık..
Yada bir şekilde önceliklerimiz değişti..
Ben mesela basamakları hızla tırmanırken..
Yaşımda kemale eriyorken..
Bir anda hayatımın ticaret alanında da..
En werimli döneminde..
Bir anda düğmeye bastım..
Ewlenip çocuğum olsun istedim..
(Halacığımın  katkısı büyük tabii..)
Diğer yanda sektörün duayenleri kendi deyimleriyle DİNAZORLARı
Sakın bu hatayı yapma..
Biz elimizde wiski bardakları  parti yaparken sen çocuk bezi değiştireceksin
Deselerdeeee  burnunun dikine giden ben ewlendim..
Wee tabikii yaşasın OĞLUM....
Ama arkasından  bütün hayatımın akışı  değişti..
İş, Çocuk, eş, sorumluluklar..
Önceliklerim..
Arkadaşlarımla arama mesafe koydu..
Kısa zamanlı yemekler, kahweler, sohbetler oluyordu.
Ama hepsi sıkışık zamanlarda yaşanılan..
Aklı ewde, küçük keyifli mutluluklardı..
Takiii ben oğlumun babasından boşanıyorum/ayrılıyorum diyene kadar…
Bu böyle dewam etti...
Ekibin yaramaz kızı bendim galiba…
Weee oğlumun babasından ayrıldım..
Ne mi olduuu..
Her şeye bıraktığımız yerden dewam...
Sonrasında Hatis’in Dubai’de katılması gereken bir kozmetik fuarı wardı..
Bize kızlar otel benden biletler sizden gidelim mi? Diye bir teklifle geldi..
Doğum günüm aynı aya denk gelmişti..
Değişiklik her zaman iyidir diye düşündük 
We hemen  kabul ettik..
15 yıl sonra aynı eski yıllarda ki gibi olacaktık..
Hepimiz çok heyecanlıydık..
Çocuklar gibi sewinçliydik..
İlk gün perişan olduk..
Uçak hawaalanı kontrolleri, retina taraması, sıra korkunçtu..
Aman Allahım….
Otele wardığımızda saat sabahın 04:00 ü idi..
Neyse yattık..
Ama hepimiz yaş alırken yaşam tarzlarımız we..
Uyuma şekillerimiz de  değişmişti..
Haberimiz yokmuş..
Sabaha kadar uyuma zorluğu çeksem de.
Sabah akşamı konuşup çok gülüp eğlendik...
Otelimiz de çok güzeldi
Hatis hakkını wermişti otel we kahwaltının..
Otel bilinen bir zincirin Creek oteliydi..
Primaydı…
Zaten bu kadar konforlu olmasa kıyameti koparırdım..
Hatis, bizi kandırmıştı..
Uçak biletleri normal uçusun neredeyse 2,5 katıydı..
Hep Yeşko ile  Hatis e takılırız..
Seyahat için teklifin warsa fuar zamanı olsun.
Yoksa gelmeyiz diye..
Hahahah çok ama çokk keyifli geçen bir 5 gündü..
Her yerini karış karış gezdik..
Burj khalifa 
Dubai Mall 
Burj Al Arab 
Souk Medina
Palmiye Adası
Dubai Aquarium
Bunlar aklımda kalanlar..
We hatis’in sürprizleri bitmiyordu
Gündüz kendimiz geziyorduk..
Akşamları o araba bırakıyor bu araba alıyordu bizi..
O restoran senin bu benim deli gibi gezip eğlendik..
Dubai’nin o ihtişamını we zenginliğini tam olarak yaşadık diyebilirim..
Sonrası mı…
Bir kere herkes doğum günümü biliyordu..
Otel üzerine düşeni yapmış, pasta yollamıştı..
Kızlar akşam yemeğinde pasta kestii
Belli ki, kızlar hızını alamamış..
Ertesi güne Çöl safarisi koymuşlardı...
Safari resmen kum sanatıydı..
Safari esnasında geçilen yerler,, 
Kum tepelerinin güneşle ahenkli uyumu 
We gün boyunca yine güneşle değişen renkler görülmeye değerdi....
Gerçekten anlatmakla bitmez...
Tam araba ile burun üstü çakılıyorum diyorsunuz düz dewam ediyorsunuz..
İnanılmaz adrenalin yüklü bir çöl safarisi/dansıydı.. 
Akşamına barbekü we  Show….
Bir pastada orda..
Bütün safariye katılan grup benimle/bizimle bu coşkuyu paylaşıyordu..
Tebrikler falan ayağım yerden kesildi walla..
yaşadıklarım, Sürprizleri çok sewen ben için..
Muazzam şeylerdii..
Unutamayacağım
Günlerden biriydi..
Kızlar yaaa yazarken bile uçtum gittim walla..
Ama çok ara werdiniz..
Olmaz kiiii…
Sonraki doğum günlerim buna bakılırsa sabun köpüğü  kıwamındaydı..
Yenilerini, nicelerini bekliyorummm..
Ondan sonrası mıı…
Bi dünya seyahatler..
Yemekler..
Yakın İstanbul turları..
Yaşanmışlıklar/yaşanacaklar…
Yazacağımm hepsinii yazacağım..
Hayatımdaki bu sakinliği yazarak paylaşacağım..

Sewgiler….
Gönül BİRCAN…












13 Nisan 2020 Pazartesi

HALAM..


HALAM...


Özel bir kadın..
Yaşadığı dönem, süreç göz önünde bulundurulursa
Öngörülü, bilgili, çok şey yaşamış we bunları
Çevresindekilere iyi aktarmış, enteresan
Weeee hayatı farklı noktalardan yakalayan
bir kadın…...
Benim için de  hep çok özel bir kadın oldu..
Çevrem de beni tanıyan herkes.
Halamın babaanneme..
Benim ise; her ikisine birden çok benzediğimi söylerler..
Ben babaannemi hiç görmedim.
Babamların, halamın da çok gördüğü söylenemez.
Babaannem de komşularımızın dediğine göre
Çok sawaşçı ruhlu, hırslı bir kadınmış….
Babaannem;
Babam, amcalarım we halam çok küçükken veremden ölmüş..
We halam için hayat o gün başlamış.
Üç erkek kardeş we halam kendi başlarına kalmışlar.
Sadece bugün oturduğum bu ew warmış.
İçinde çok anı we yaşanmışlık olan bu ewde onlar için hayat çok acımasız
we korunmasız başlamış.
Ewet hayat onlara bonkör dawranmamış
Ama onlar çok çalışkan tuttuğunu sonuna kadar  koparan insanlar olmuşlar.
İleride sırasıyla hepsini yazarım belki..
Hepsi ayrı bir hayat we yaşanmışlık..
Ama bugün HALAMı yazmak istiyorum…..
Halamı o zamana göre diğer insanlar dan  ayıran şey
Çok mantık kadını olmasıydı..
Yaşadığı olayı mantığı çözmüyorsa yılmayıp
Kendi aklının yattığı yöntemler geliştirir
Onlarla çözüme giderdi..
Çok ılımlı, mantıklı, merhametli, anlayışlı we eli açık bir kadındı.
Onun için Vermek, başkalarını düşünmek, merhametli,
Anlayışlı we cömert olmaktı.
İyi dinler nokta atış yapardı..
Beraber çok anımız oldu..
Çok şanslıyım..
Bir kere, çok yakındık..
Beraber çok eğlenceli  zamanlara imza attık..
Hissederdim, benimle sohbet ederken bile beni eğitir, öğretir bilgisini aktarırdı..
O kadar benimsemişim ki bugün aynı şeyleri, kendi üslubumca yaptığımı görüp içimden Şükredip gülümsüyorum..
Biraz bazen fazla içselleştirip Halam olmuşum gibi geliyor.
Sanki onun ruhu bazen benim bedenimde can buluyor gibi..
Dedim ya çok anımız war diye…
İzninizle birkaç tanesini yazmak istiyorum..
Ben küçükken 3 ay yazlıkta kalırdık..
Annemler İstanbul’a gidip gelirdi.
Biz bazen halamla bazen de anneannemler le kalırdık.
Ama halam çok keyifli bir kadındı..
Onunla kalmak her zaman tercihimizdi...
Çünkü karşısındakine kuralları koyar we güvenirdi..
Yada güveniyormuş duygusunu geçirirdi..
Gizli bir disiplin uygulardı..
Gece dışarı çıkmak istiyorum..
Genç kızım 16-17 yaşlardayım 
Kulüp e, diskoya gitmek istiyorum.
Asla hayır demezdi.
Saat 12:00  yi geçirme beni zorda bırakacak bir durum yaratma..
Yediğine içtiğine dikkat et..
Ne olursa olsun doğruyu söyle ki; sorun warsa birlikte halledelim derdi.
İlkelere kurallara her zaman uyan önem weren ben
Onun dediklerini yapar hep özür kalırdım..
Bugün aynı şeyleri kendi oğluma uyguluyorum..
Her zaman onun yanında olamam..
Güvendiğimi we onun hayatındakileri, bana  doğru yalansız aktardığı  sürece hep yanında olacağımı bilmesini istiyorum.
Çevrende her şey cereyan edebilir. Ama bütün bu olaylar karşısında
Sen nerede olacağını bil diyorum..
Bu söylemler we düşünce yapısı Halamdan yadigardır..
We bence de doğru bir dawranış biçimidir.

Sonra başka bir anı; 
Hep beni ewlendirmeye çalışıyordu..
Bi sürü insana kahwe pişirdim, ikram ettim..
Aslında o ciddiydi ben onu kırmamak için dediğini yapıyordum..
Bir gün,  bu çok mevzu olmuştu aile içinde..
Beni görmeye gelecekler ben Dedeman otelin havuzundayım..
Nasılsa 16:00  gibi gelecekler.. deyip gittim..
Ön takside misafirler..
Arka takside ben..
Takside  yere eğildim misafirler içeri girdi arkadan ben..
Allahtan çok hızlı we seriyim..
Hazırlanıp,  kahweler olmuş zaten..
Tepsiyi alıp içeri geçtim..
Halamın beni görünce derin bir ohh çektiğini hissettim..
Çok iyi hatırlıyorum..
Canımın içi hep benim için bir şeyler yapmak ister..
Ama benim kararımı asla göz ardı etmezdi
Sonuç mu baştan belli tabikii olumsuz..
Ama bizde Kahwe eşliğinde aile içi dedikoduları meşhurdur..
Rüzgarı epey sürmüştür bu tip olayların....
Bunun gibi kaç kişiye kahwe yapmışlığım wardır..
Her giden misafirimizin arkasından benimle konuşurdu..
Hayat senin şuan yaşadığın gibi değil güzel kızım...
Şuan çok rahatsın, seyahatler, yemekler, her şey istediğin gibi..
Ama…
Bir ailen olsun..
Kendi çekirdek aileni kurmadan hayatı anlayamazsın..
Kendin için, senin, istediğin için  bir çocuğun olsun derdi..
Ewlendin anlaşamazsan ayrılırsın..
Söz ben seni desteklerim derdi.. J J
Çocuk ewliliğin karı, bonusu derdi..
O zamanlar ona gözlerimi fincan gibi açar bakardım..
Bölertme o gözlerini doğru söylüyorum derdi. J J
Sen beni dinle ewlen derdi..
Bende benim zamanımda ipin ucunu kaçırmış görünüyordum..
O dönem 18 oldu mu  ewlenirdi herkes..
Geçene de ewde kalmış gözüyle bakarlardı..
Ben 27 olmuş göz çıkartmıştım.. J J
Bugün anlıyorum ki,
Halam çok doğru söylemiş..
Çocuk, ewlat hayatın anlamı,
Küçük çekirdek aileni kurmadan hayatın içine giremiyorsun…
Anlayamıyorsun…
Halam….
Canımın içi…
Seninle sohbet ederken ne kadar  büyümüşüm,
Olgunlaşmışım, nasıl da her şeyi bana ufak ufak işlemişsin..
Bende ne büyük hazine yaratmışşın..
Sen bende dipsiz bir kuyusun yaşadıklarımız, anılarımız..
Kahkahalarla gülüp eğlendiğimiz zamanların haddi hesabı yok..
Daha aylarca süren yazı dizisi yapabilirim…
Ama yaşadığım we öğrendiklerimi..
Zamana yayarak yazmak istiyorum…
Halammmm…
Sen çok fedakar bir kadındın..
Hayatı ıskalamadan yaşayamadın..
Ama..
Her ikisinin de olabileceğini bize/bana gösterdin..
Hayatı sorumluluklarımı we önceliklerimi unutmadan..
Hakkını wererek, ıskalamadan,
Keyif alarak yaşamaya çalışıyorum..
Bu HAYATı….

Üzerimde emeğinde hakkında çok..
Seni hiç unutmadım..
Her sıkıştığımda biliyorum ki;
Sorun warsa, çözümde war..
Sayende….

Seni sewiyorum..
Işıklarda uyu..

Sewgiler….
Gönül BİRCAN











































8 Nisan 2020 Çarşamba

CANIM OĞLUM...






BEN KİM MİYİM....?
TABİKİ EFE’NİN ANNESİYİM…

Annelik zor zanaattır..
Daha karnına ilk düştüğü gün seni farklı bir şekilde besleyip büyüten dewleştiren inanılmaz bir duygudur bu ANNELİK…
Ben en çok yaşadıklarım içerisinde bu makamı sewdim..
Canım oğlum iyi ki beni bu mertebe ile taçlandırmışsın…
Benim  oğlum,
En kıymetlim, dik duruşlum, sewgi dolu, heyecanlı, duyarlı,
Canımın içi oğlum bugün 18 oluyor..
Bugün için arkadaşlarıyla bayılana kadar içip, gece yarısından sonra  
After party hayalleri kuran oğlum..
Bu hayalini ertelemek zorunda kaldı... J J
Corona yüzünden ikimiz ewimiz de baş başa geçireceğiz.. JJ
Canım oğlum nice güzel mutlu yılların/yıllarımız olsun..
ŞANSLIYIM, MUTLUYUM, GURURLUYUM..
Geriye dönüp baktığımda çok yol kat ettiğimizi  görüyorum..
Beraber çok şey başardık be annecim..
Ama birbirimize olan inancımızı hiç yitirmedik..
Oğlum için her zaman bir fazlasını istedim..
Ona boşlukta kalmasın diye hep hedefler belirledim..
Sonra o hedefleri ona sewdirdim..
O da bayrağı alıp ilerledi we bu zaman içerisinde beni hiç mahcup etmedi...
Bazen oğlumla aramda çok garip, güçlü tarif edilemez bir bağın olduğunu düşünüyorum..
Birbirimizin gözünün içine bakarak konuşmadan çözdüğümüz çok şeyimiz oldu..
Bir yerde aslında çocuklar babalarına benzer görünseler de en belirgin özelliklerini anneden aldıkları yazıyordu...
Bunun bugün doğruluğuna bende imzasını atan annelerdenim..
Aslında annelik tarifi mümkün olmayan
Tamamen   iç güdüsü ile hareket eden bir duygu hali..

Annelik mi, .
Her gün geleceğe dair hayal kurmaktır..
Ewladını çok sewmektir.
Küçüklüğünde her gün her saat başı bir ahtapotu giydirme mücadelesi vermektir..
İlk adımlarını attığında sewinmek,
Sokakta önüne gelene söylemektir..
Öfkeni, mutluluğunu, kahweni, sohbetini ahtapotun uyku saatleri içerisine sığdırmaktır..
Dünyanın en zengin insanı olduğunu hissetmektir.
En kötü gününde bile asla PES edemeyeceğini bilmektir..
Yani çok meşakkatli bir iş..
Bir yerde okumuştum annelik akılla yapılabilecek bir iş değil,
Ancak yürek ile yapılabilecek bir iştir diye..
Yine bir yerde okumuştum, küfretmekle şükretmek arasında gidip gelen
bir delilik hali diye.. J J
Bugün bütün bunları daha iyi we net anlıyorum.
Annelik dünyanın en olağanüstü tecrübesi..
Canımın içi, bana hayatımın en büyük macerasını yaşattığın için
Teşekkür ederim..
Seni çok ama çok SEWİYORUM…


Sewgiler,
Efe’nin, sadece Efe’nin annesi
Gönül BİRCAN














3 Nisan 2020 Cuma

CORONA ZAMANI...


Martılar göğü, kışı, özgürlüğü selamladı




CORONA ZAMANI..…

Hiç bir zaman emrivaki şeylerden hoşlanmamışımdır.
Zorunluluklar üzerimde başarısızlık yaratmıştır.
Her zaman her şeyde özgür olmalıydım..
Zemini özgür kullandığım her alanda şahlanmışımdır.
Beni tanıyan herkes bunu bilir..
Yıllardır bu böyle olmuştur...

Ewde kalma sürem uzadıkça sinirlendiğim zorunluluğum,
keyifli bir hal almaya başladı..
Allahtan konular üzerinde uzun süre kalıp stres yaratan biri değilim.
Bir sonrakini  ıskalamamam gerektiğini zamanında  öğrenmiştim..
Bak bugün işime yaradı…
Hep bir  NEXT…
Hedefler we amaçlar olmazsa bu hayatı yaşamak pek bir keyifsiz pek bir kifayetsiz olurdu…
Biraz kendimi gözden geçirme zamanım oldu..
Bu süreç belli keyifli geçecekti…
Hatta geriye gidip düşündükçe çok hoşuma gitti..
Bugün görüyorum ki ne çok insana dokunmuş ne çok insanla dirsek temasında olmuş we birçok başarıya birlikte imza atmışız.
İçtenliğim, samimiyetim we art niyetsiz olmam çevremdeki bu kitleyi gitgide büyütmüş…
Çocukluğumdan beri hep istediğim bir şey wardı.
Dirsek temasında olduğum herkesin benim için…
HAYATIMDAN BİR GÖNÜL GEÇTİ …
Demesini, düşünmesini, hissetmesini hep çok istemişimdir....
Yıllar önce slogan haline getirmelisin  bunu Gönül demiştim..
We yıllar ilerlerken bunu hiç unutmadım..
Her attığım adımda bunu da benimle birlikte büyütüp geliştirdim..
Sahip olduğum yıllarca katıldığım eğitim, seminer we tüm öğrendik lerimi  tecrübelerim le  pekiştirip çevremdekilerle paylaşmak beyin fırtınası yapmak  inanılmaz  keyifli hatta  mutluluk vericiydi…
Anlattıkça, paylaştıkça coştuğumu we yanımdakilerle çoğaldığımı gördüm.
Yine beni tanıyan herkes bilir ki, özel hayatımda hırslı biri değilimdir..
Ama ticaret öyle mi ya ?
Çalıştıkça çalışasım, ürettikçe üretesim, başardıkça başarasım gelir…
Sanki o platformda dewleşiyorum..

Sewgiler,
Gönül BİRCAN




NOT…
Bu bloğu çok yıllar önce bir arkadaşımın (Serop KAÇTI) desteği ile açmıştım..
Her zaman ki gibi yaşamımdaki  öncelikler öne geçince  bu blog altlarda kalmıştı..
Bugün neden tekrar başlamayayım,
Benden hayatımdan tecrübelerimden yaşanmışlıklarımdan küçük kesitler neden olmasın dedim…

Ben sizin yerinizde olsam beni takip ederim…..
Yine bilen bilir ki...
Eğlenceli we keyifli biriyimdir…


5 Kasım 2015 Perşembe

KIZLARLA GÜNEY FRANSA.....







Evet yaa bu kızlarla yaptığım her şey bana  iyi geliyor...

Bu kızlarla çıktığım her tatil güzel...
Çünkü iyi  geçiyor.. Çok eğleniyoruz...
Samimiyet var... dostluk var... kardeşlik var...
Her şeyden ötesi BİZ  varız......

Aslında bu tatil 2 senedir yapılacak aklımızda ama benim işlerimin  yoğunluğundan bir türlü uygulama aşamasına gelememişti.
Çok şükür kısmet bu seneyeymiş boşluk bulunca da hemen organize olduk..

Neredeyse tüm Güney Fransa yı gezdik.
Cannes, Monte Carlo, Menton, Eze Village, Antebes
Sanki  bizim buraların havası var..
Otelimiz Monte Carlo da Monte Carlo Bay Oteldi.
İnanılmaz güzel şık ve gösterişli bir oteldi..
Yani tam ruhuma göre görkemliii...
Hatis yapmıştı yapacağını yine.....
Gezmiş olduğumuz Cote d,azur....
Yer yer Abdi İpekçi yer yer Bodrum Yalıkavak tarzında bir yerdi..
Sokaklar şık kadınlar ve  jilet gibi  esmer çok temiz beylerle doluydu.
Toplu taşıma  temiz ve şoförlerin hepsi parfüm kokuluydu..
Zaten ülke parfüm kokuyordu.
Ülkeye  bakıldığında  temizlik, yeşillik ve  bakım hakimdi.....

Bizden 1 hafta önce  çok büyük bir yağış ve sel yaşanmış  tüm elektronik internet ve tren ulaşım sistemi durmuş, metrolarda  su baskınları olmuş ve  buna rağmen ülke tertemiz ve bakımlıydı... Taşmaların kokusunu bastıracak güzel kokular tüm şehri sarmıştı... 

Her şehrin yat limanı kendine has bir stil içerisindeydi.
Toplu taşımalarda basamaklar  dikkatimi çekti. Buradakinin aksine  kaldırıma 1 cm yükseklikteydi ve yaşlılar çok rahat inip biniyordu.  Gece yemeğe giden genç çiftler bile şık kostümler içerisinde araç kullanmayıp otobüsü tercih ediyorlardı.

Ülke baktığınızda son derece güzel bakımlı sokaklar...
Bol yeşil alan ve tabii benim tutkum olan son derece güzel lüks pahalı arabalarla doluydu..
Bana göre MUHTEŞEM di....

Meşhur Monaco Sarayı....
İçi güzel dev tablolarla bezenmiş...
Dıştan sıradan içi muhteşem görkemli bir saray..
Yüksek tavanlar granit desenlerle bezenmiş yer karoları.... 
Yatak odaları çalışma masaları müthiş bir sanat var içeride. ama ne gariptir ki, 
Çok  soğuk, insana yaşanmışlık hissi vermiyordu...
Kendi saraylarımız geldi gözümün önüne insan muhakeme yapmadan edemiyor tabi..

Etkileyen şeyler olmadı mı? Tabi ki oldu...
En çok etkileyen Prens Rainer ve Grace Kelly nin çocukları ile yapılmış dev portresiydi.. Farklıydı;  Rainer ın yüzündekı yumuşak şefkatli ama bir o kadar da sert gücü gösteren bir ifade vardı. Grace Kelly de ise tüm güzel ve zarif görüntüsünün altında yaşantısında eksik kalmış bazı şeyler ve eşliğin , anneliğin vermiş olduğu mutluluk aynı zamanda da  buruk acı ve mağrur bir bakış vardı. 
Portredeki insanların gözlerinde  biz buradayızı ifade eden de bir güç vardı. 
Duruşları, birbirlerine temasları sıcak ama mesafenin vermiş olduğu bir uzaklık söz konusuydu sanki....
En çok bu tablonun önünde kaldım...
Aile söz konusu olunca iki kere düşünmeyi tercih edenlerden biriyim...
Ama tüm Güney Fransa da gördüğüm kadarıyla beni etkileyen tek şehir Monte Carlo idi...

Zenginliğin zarafet ve zeka  ile işlendiği bir şehirdi...

Tatil yapılacak yerlerden biri bence..
Denizin güzelliği muhteşem bakımlı bahçeleri yat limanları ile tam bir Akdeniz ülkesi..
Köyleri şehirleri hepsi ayrı güzellikte idi. 
Her şehirde upuzun sahil şeritleri vardı ve hepsi birbirinden güzeldi ...
Küçük dar sokaklar alışveriş mağazaları,parke taşları ile sanki bizim Safranbolu yu anımsatan  Eze Village... ... Ve o muhteşem yukarıdan bakılan tüm şehre  ait manzara görülmeye değerdi....Krepleri çok meşhurdu..

En güzel sahil şeridi bence Nice de idi... Paten yapan aileler kahve molası vermiş çalışanları ile hareketli yaşayan bir şehir.. En tepede deli bir merdiven eşliğinde muhteşem bir şelale görülmeye değer yerlerinden biriydi..

Tabiiii bir de her yerde pazar olması benı deli mutlu etti....
Çiçek pazarları, peynir pazarları ve dikkatimizi çeken kocaman çok çeşitli  zeytin pazarı harikaydı...

Zamanlama hatası Cannes da çok istememe rağmen kırmızı halıda yürüyemedim. Yerine siyah halıda yürüyebildim. Küçük cafeler her şehirde olduğu gibi burada da çoktu.
Günde 3  türk kahvesi içen ben bir dünya americano içmeye başladım.. 
Garip deli bi lezzet.
İnsanın içtikçe içesi geliyor...
Hele tatlılar muhteşemm...
Öğle yemeyi yemeyen bana bu ikili muhteşem geliyordu...

Antibes te kilise ve  Pıcassonun muzesini gezdik klıseler guzeldi ama diğer  dünya ülkelerindeki gibi  cok ıhtısamlı değildi... Vardıysa da biz görmedik...

Şehrin diğer ucu olan Menton da kaptan Custo nun mezarını gördük. yat limanı manzaralar diğer yerlere göre daha sade... o ihtişam burada çok fazla yoktu..diğer yerlerin sahil şeridi aksine daha kayalıklıydı....

Hayatımda en çok mini trene bindiğim yer, şehirleri daha net görmek ve şehri yakından soluklamak için ha bire tur satın aldık.. 
Bir gece buda bara gittik bir gece kumarhaneye...oralarda yaşadıklarımız super şeylerdi.. Çok güldük eğlendik.

Kızlar iyi ki birlikteyiz...
Sizler iyi ki hayatımdasınız.....
Sizinle her şey güzel ve keyifli.
Seneye Amsterdam da görüşmek üzere....

Sevgi ve Saygılarımla,
Gönül BİRCAN