İLİŞKİLER...
İnsanlar arasındaki sevgi de, dayanışma da bitti
sanki.
Artık
herkes kendini düşünüyor.
Eskiden
kadın erkeği, erkek kadını düşünürdü..
Sökükler
dikilirdi.
Artık
kaldırılıp atılıyor.
Eskiden öyle miydi yahu; kadın kadınlığını, erkek
erkekliğini bilirdi.
Bir
eşitlik diye tutturduk, farklı açılardan ele aldık,
kadın we
erkek olarak değerlerimizi yitirdik.
Eşitlik yan
yana yürümektir.
Biz bayrağı
kaptık.
Dünyanın varoluşunda da erkek dışardan yiyecek
getirir çocuklarını korur, güvenli bir ortam sağlardı. Kadın ise toparlar,
temizler, yedirir içirirdi.
Ne oldu bu döngüye de ŞAŞTI.
Aslında kadınlar (bilenler) eskiye özlem
duyuyorlar ama şu dakikadan sonra geriye dönmek mümkün müdür?
Hakimiyet
we kontrol duygusu yaşamımızı kolaylaştırmış gibi gösterse de
Aslın da
ruhumuzu parçaladı.
Eskiden ilişkiler bir elmanın iki yarısı gibi
düşünülürdü biri diğerini tamamlar, sorunu ve sorumluluğunu üstlenir taşır
çözüme birlikte gidilirdi.
Şimdi öyle mi aynı evlerde bireysel yaşıyoruz.
Birbirimizden
bir haberiz.
Birbirimizin farkında bile değiliz.
Biz kadınlar eşitlikte biraz ipin ucunu kaçırdık.
Erkek
gibi olduk.
Maskülen
bir havaya büründük.
Buna
karşılık erkekler de boş durmayıp bu eşitliği fazla benimseyip sorumluluklarını
yarıya indirip feminen duygulara büründüler.
Yani
hayat bir nevi yer değiştirdi.
Biz
kadınlar yaşamı, hayatı elimizin kenarı ile tutmayı bilmediğimiz için
avucumuzla
kavradığımızdan her şeyi üstlenmiş olduk.
Bu ilk zamanlar çok hoşumuza gitse de kantarın
topuzunu kaçırdığımız için
bugün
üzerimize iki kişilik yük binmeye başladı.
Bu maskülen enerji, feminen duygularımızı ezdi
bitirdi yok etti.
Ne erkek erkekliğinden ne kadın kadınlığından
keyif alır oldu.
Empati, ilişkiler de çok önemliydi.
İki kişi karşılıklı oturduğu zaman İyi bir
dinleyici olmak, empati kurmak ,
açık ve
net konuşmak, sorular sormak ve duygusal kontrol sağlanması
gerekirken
bir de bakmışız artık hiçbir şeye TAHAMMÜLÜMÜZ kalmamış..
Karşımızdaki kişiye odaklanamıyoruz bile.
Neden kaldırabileceğimizden çok daha fazlasını
üstlendik..
Herkesin; hayat ve koşullar dediğini duyar gibiyim,
ama hayır
sorumlusu biz kadınlarız.
Çünkü
nerede durmamız gerektiğini bilemedik.
Aslında ilişkileri şirket gibi ele alırsak, daha
kolay çözüme gideriz.
Herkes
kendi işini yaparsa ortada sorun kalmaz.
Ben şahsen biraz eskiyi özlüyorum.
Annemin
kadın olarak konforunu aramıyor değilim.
Kadının
feminen enerjiyle, daha kadın, daha ince, daha naif,
daha
zarif hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Ama galiba bize geçmiş olsun..
Anne babalarımızın ilişkisine bakıyorum da;
saygı
çerçevesinde kadını el üstünde tutan,
ona değer
veren, bir dediğini iki etmeyen erkek figürü nereye gitti.
Bugün
hiçbirini göremiyorum..
Bunda bizim de suçumuz olduğunu düşünüyorum..
Dengeler çok hızlı değişiyor.
Galiba o
günleri sadece Özlem’le anacağız.
Artık bu
saatten sonra geçmiş olsun geriye dönme gibi
bir
lüksümüz olmayacak sanki..
Bizim nesil treni kaçırdı umarım gelecek nesil
ilişkilerde daha bilinçli olur.
Üzgünüm hem kendim için, hem tüm kadınlar için..
Sewgiler,
Gönül BİRCAN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder